MENACE II SOCIETY Üzerine Notlar

Başla

  • Facebook
  • Twitter

1993
yapımı Menace II Society filmi sonrası aklımıza gelebilecek ilk
düşünce; ölümün soyut bir kavram olmadığı olabilir; en az
oksijen kadar, her yerde. Sadece babaannelerimiz çok yaşlandığında
başlarına gelmeyen bir şey. Köşedeki adamın, kuzeninin,
kardeşininin, yiğeninin başına gelebilecek bir olgu.—Yanlış
yerde yanlış zamanda olan herkesin kurbanı olabildiği bir şey.

Devamını Oku

Başlangıçtan
itibaren, ölüm Caine Lawson’ı (Başrol) takip etmekte ve her
noktadan üzerine gelmektedir. Soru “Ölecek Mi?” Değil, “Ne
zaman ve Nerede Öleceği”dir. Tıpkı William Friedkin’in 1985
gerilimi “To Live In Die In L.A”in Başrolü gibi, tüm film
aslında düz bir perspektiften “Ölüm ile Kovalamaca”dır.

Cinayet
ve anlamsız diğer tüm şiddet biçimleri Caine’in
soyağacındadır, ailesinin korkunç mirası. Filmin başlarındaki
Flashback ile bu mirası daha da anlamaya başlarız. Caine’in
Uyuşturucu satıcısı babası Tat (Samuel L Jackson) bir müşteriyi
sokak ortasında, Caine’in, oğlunun gözü önünde vurmuştur. 5
yıllık cezasının ardından henüz yeni tahliye olmuş Baba
figürü, silah kullanmaktan, birine tekrar ateş etmekten korkmaz
bir haldedir. Ayrıca filmin diğer bütün karakterleri gibi
deneyimlerinden dolayı yorgun ve bıkmış bir halde. Bir nevi
Travma sonrası stres bozukluğu yaşasa da, bir psikiyatrı ziyaret
edecek biri gibi görünmez.

Caine,
babasının birisini öldürdüğünü görmenin, ölümü görmenin
enteresan bir olay olmadığını; alışması gereken bir şey
olduğunu küçük yaştan itibaren öğrenmiştir. Ve Manace II
Society bir bakıma, kimsenin kabullenmemesi gereken şeyleri
kabullenmiş, alışmış bir toplum üzerine bir film.

Ve
kesinlikle, “Şiddet’ten etkilenmiş” “Sosyal Yapıya Uyum
sağlanması engellenmiş” Anti-Kahramanlar’ı anlatmaya
odaklanmıyor zira bu “Uyum sağlanması engellenmiş Siyahi”
hikayesini reddediş, “M2S”nin bu kadar Kült bir eser olmasının
asıl sebebi. En basitinden 1965 – Watt ayaklanmaları ekseninde
olanları açıkça dile getiriyor, başrol Caine’den duyduğumuz
“When the riots stopped, the drugs started İsyanlar Durduğunda,
Uyuşturucu başladı” oldukça açıklayıcı ve genele ulaştırıcı
bir cümle.

Açılış
Sahnesinden sonra, Menace II Society, isyanlar sırasında sanki
savaş alanıymış gibi görünen ev ve işyerlerini, yarı giyimli
siyah erkekleri sopayla döven beyaz polisleri gösteriyor. Bu arada,
haber bültenleri, Ulusal Muhafızlara Ayaklanmaya müdahale
edebilmeleri için gerekli yetkinin verildiğini aktarıyor. Bu;
ortaya çıkan çeteler, uyuşturucu satıcıları ve 40 yaşını
geçebileceğine inanmayan gençlerle dolu Watt gettosunun
acımasızlığını gösteren bir delilik sekansından başka bir
şey değil. Filmin açılış sahnesi böyle bir ortamda birinin
hayatını kaybetmesinin ne kadar kolay, ne kadar normal bir şey
olabileceğini göstermekte.

  • Facebook
  • Twitter

İzleyiciler
önce Caine ve O-Dog karakterlerinin sesini duyuyor, ardından
yavaşça görmeye başlıyorlar, Kadınlar ve Parti hayatı üzerine
yaşıtlarının yaptığı sıradan konuşmalardan birini yapan
ikili, aynı anda bir markete giriyorlar, Tansiyon daha girdikleri
anda hissetirilmeye başlanıyor, kısa bir süre çıkan tartışma
sonrası O-Dog market sahibini öldürüyor ve defalarca vurulan
Market sahibi orada ölüyor.

İşte,
M2S dünyasında hayat bu kadar kolay, Market sahibinin ettiği bir
laf; “Annen için üzülüyorum” O-Dog tarafından bir hakaret
olarak algılanıyor, bu artık bir market soygunu değil, şöhrete
ve “nasıl adam haklayabildiğini kanıtlama”ya giden bir yol.
Cinayetin kamera kayıtlarını alan O-Dog, kayıtları yok etmeyi
değil, dağıtmayı planlamakta; O-Dog’un egosu ve sosyopatlığı,
soğukkanlılıkla işlenmiş bir cinayetin, utanç duyulması
gereken bir olayın kanıtlarını övünecek bir şeye,
arkadaşlarını etkilemek için bir parti kasetine dönüştürüyor.
Ama, M2S evreninde ölüm, bahsettiğimiz gibi her yerden gelebilir,
markette işlenen bir cinayet bir anda parti eğlencesine dönüşürken,
Caine ancak “Uzun bir yaz olacaktı” diyebiliyordu.

Caine’nin
hayatı olumlu olaylardan çok da uzak değil, ona yorgun olduğu bu
hayattan çıkış göstermeye istekli olan çok fazla karakter var;
Örneğin Caine’nin sevgi dolu ve kiliseye giden dedesi ve
büyükannesi, Caine ve O-Dog’a inanç aşılamaya çalışıyorlar,
ancak filmin sinsi dokunuşlarından biri olarak, boyunlarında
taşıdıkları haç kolyesine rağmen, bu ikili asla gerçek bir
inanan olmuyorlar. Caine’nin Müslüman arkadaşı Sharif, Caine’i
ve arkadaşlarının manevi huzura ve inanca ulaşmak üzerine bir
vaaz vermek için babasıyla görüştürüyor.. Ahlaki açıdan
çatışma içindeki kahramanı -Caine- ahlaklı bir yola sokmak için
olan tüm çabalar yetersiz kalıyor. Misal Bekar bir Anne figürü
olan Ronnie, Caine’i sürekli başka bir şehire taşınmaya,
Ronnie, Ronnie’nin çocuğu ve Caine ile yeni bir aile kurmaya
teşvik ediyor.

  • Facebook
  • Twitter

Bu
Gibi örneklerle beraber M2S, Caine’in önüne bu hayattan
çıkabilmesi için bir çok yol sunuyor, yine de filmin güzel
örülmüş kaderciliğinin bir parçası olarak Caine bu çıkışların
hiç birine gerçekten ulaşabileceğine inanmıyor, Kayıtsız bir
halde kötü sondan kaçmaya dair bir çabası yok, bu kötü sonu
kucaklamak istiyor aslında.

M2S,
Caine’in neden etrafındaki dürüstlüğe direnmeyi kolay bulduğunu
görmeyi çok kolaylaştırıyor. Bir mesaj filmi olarak, genellikle
stilize ve biraz kör göze parmak; Caine’nin Ronnie ile olan
ilişkisi nadiren zorunlu bir dikkat dağıtıcıdan başka bir şey
değildir. Örneğin Caine’in Ronnie olan ilişkisi bariz bir
şekilde Dikkat dağıtmadır. Dikkatli gözler bu yavaşlatma ve
dikkat dağıtma ilişkisini kolayca yakalayabilir, fakat Aslen film
1990’ların başlarında Watts Gettosunda genç, amaçsız ve çaresiz
olma hissi üzerine giden, “Hayatın Tam İçinden” mottosunu
sahiplenmiş bir yapıdadır ve bu yapı içerisinde Bu ikilinin
ilişkisi “Hayatın Tam İçinden” bir dikkat dağıtmadır
aslında.

  • Facebook
  • Twitter

Filmin
başlarında, Caine’in dedesi Filmin asıl motivasyonu ve
merkezindeki soruyu sorar: Caine yaşamak mı yoksa ölmek mi
istemektedir? Ve Caine tüm dürüstlüğü ile bilmek istemediğini
söyler. Yaşam, M2S evrenindeki karakter için çok kayda değer bir
şey değildir, örneğin Başrol Caine kendi yaşamının kıymetini
Ucuz, nahoş ve Şiddetli bir şekilde yaşamı ellerinden alınana
dek anlamaz. Caine’nin Film sonundaki ölümü oldukça trajik bir
havaya sahip, ancak filmin tamamını hayatının değerinden (kendi
ve başkalarının hayatlarından) habersiz bir adam için, bu
aslında bir rahatlamadır zira Amaçladığı şekilde olmasa bile
Caine için bu ürktüğü ve uzaklaşmaya çalıştığı hayattan
gerçek bir kaçıştır.

The Dissolve Reviews sitesinde Nathan Rabin tarafından yazılmış “The brutal fatalism of Menace II Society” yazısının özgün çevirisidir.

Cenk Durlu

HipHop kültürü üzerine düşünüyor, araştırıyor, yazıyor ve Aynı zamanda Şehir ve Ritim Podcastini / Websitesini hazırlıyorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Selam, paylaşmaya ne dersin?

Şehir ve Ritim, tamamiyle bağımsız bir girişim olarak hem Türkçe Rap hem de Hip-Hop kültürü üzerine eşsiz içerikler üreten bir site olarak gücünü okuyucusundan alıyor. Eğer okuduğunu beğendiysen paylaşarak gücümüze güç kat