Hip-Hop’un Kadınları ve Toplum

Başla

Bir akşam yemeğinde bir sehpaya
oturmuşken, ünlü şarkıcı Nina Simone röportaj gerçekleştiren gazeteciye
“bir sanatçının görevi zamanını yansıtmasıdır” demişti.

Ve haklıydı da.

Sanırım hiçbir zaman, günümüzdeki kadar toplumumuz Feminizm,
Hiphop ve İçerisindeki siyah kadınlara ihtiyaç duyulduğu bir dönem
yaşanmamıştı.

Şaşırtıcı
olmayan şekilde, Siyahi Kadın MC’ler yıllardır ve yıllarca devam edecek
şekilde, Feminizm’e katkılarından dolayı asla gereken övgüye mazhar olamadılar,
Hatta daha da şaşırtıcıdır ki, cinsiyetçi ve kadın düşkünü piyasada Kadın
MC’lerin yaşadığı tacizler ve baskılar hiç konuşulmaz. Hip-Hop’taki kadınların
sıkıntılarını büyük ölçüde en aza indirgiyoruz. Çünkü erkek egemen bir sektörde
siyah kadın bir MC olmanın zorluklarına dikkatlice bakmadık.

İşte bu
yüzden, Nicki Minaj gibi endüstri içerisindeki kadınların sesleri o kadar
yüksek çıkıyor, röportajlarında “bu gezegende hiçbir erkeğe ihtiyacımız yok,
hiçbir zaman” diyorlar. Ve bu 10-Grammy Adaylığına sahip şarkıcının ilk defa
karşılaştığı çifte standartları anlatışı değil.

Bir
Hip-Hop hayranı ve Siyah Kadın Feminist olarak, rap dünyasındaki kadınların
pozisyonu, oyunun içindeki hakları (veyahut eksikliği) beni ilgilendirir.
Herkesi ilgilendirir, çünkü kadınların kadınlardan başka bir dostu yok.

Diğer
bazı insanlara göre Feminizm’in çığır açıcılığı zor olsa da, bu oyunun içinde
bir soru çok önemli, “Hip-Hop sahnesinde Siyahi, Kadın ve Feminist olmak ne
anlama geliyor?” Minaj’ın katkılarına gerçekten bakmadan önce, önce kendisinden
önce gelen kadın MC’lerin tavırlarını dikkate almalıyız. Irk çerçevesinde,
cinsiyet ve Sosyal sınıflar hattında, cinsiyet eşitliliği bariyerine karşı ön
saflarda yer alan Feminist MC’leri incelemeliyiz.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=cmTssM-tAuw?feature=oembed&enablejsapi=1&origin=https://safe.txmblr.com&wmode=opaque&w=540&h=405]

1979
yılı, Harlem’den Sylvia Robinson‘ın (“Rapper’s Delight”),
Philadelphia’dan Lady B (“To the Beat Y’all”) ve Sequence’i (“Funk
You Up”) yani Hip-Hop’un ilk kadın MC’lerinden bazılarının yükselişini
gördü. Bu yıllarda Feminizm İkinci Dalga dönemindeydi ve Toplumsal eşitlikten
önce Geleneksel Güzellik ve Kadınlık kavramlarına direnişi daha ön plana
almaktaydı (Örneğin, 1969’da Atlantic City’deki Miss America Güzellik
Yarışması’na karşı “Sütyen yakma” protestosu gerçekleştirildi), O dönem New
York’ta, Güney Bronx civarlarında crack kokain kullanımı arttıkça Suç oranları
yükseliyordu, Çok büyük bir medya karatması vardı ve toplu konutlar (Ghettolar)
deyim yerindeyse yanıyordu.

70’li
yılların sonlarında disko çağının yükseliş ve çöküşünü gördük, yerel kulüpler
disko müziğinden daha çok Donna Summer veya Soul Train gibi seslere kulak
kabartmaya başladılar, Siyahi insanlar için Kara Panter Partisi gibi Sosyal
Adaletçi hareketlerin yeni yeni tabanda tam anlamıyla karşılık bulduğu bir
dönemdi, Siyahi insanların devrim zamanıydı! Ancak Hip-Hop zorlu bebeklik
dönemlerine rağmen Disko müziğine yapışık kalacaktı.

80’ler
ise 2 Usta MC’nin Salt-N-Pepa’nın yükselişine şahit oldu, yüksek enerjileri ve
flowlarıyla mikrofonun başında devleşiyorlardı. Source Dergisine göre,
“Hip-Hop’un ilk gerçek Leydileri” olan bu isimler, “piyasanın iki yüzlülüğünü,
cinsel istismar ve cinsel nesne görülmeyi, haksızlığa uğramayı” birer birer
aştılar. Bu kadar çok kadın MC olmayan bir dönemde bu kadınlar için çok büyük
bir başarıydı. Ve ikili 1995’te “En iyi Rap Performansı” dalında Grammy aldı,
bunu başaran ilk kadın rapçiler oldular.

80’li
yılların sonunda, Feminizm cinsel özgürlük ve kadın vücudunun kontrol hakkı
üzerine odaklanmaya başladı, Üreme hakları, Doğum Kontrolü mücadeleleriyle
kadınlar hem ev içinde hem de dışında rollerini eleştirmeye ve cinsiyet ile
cinsellik arasında bir ayrım yapmaya başladı. Aynı dönemlerde Brooklyn’den MC
Lyte cesur bir şekilde kendine güçlü bir isim yaratmaya başladı, 16 yaşında
sahneye adım attı ve diğer Kadın MC’lerin aksine Rap müziğe tek başına başladı

ve öyle kaldı. Cinsellik konularını konuşmaktan kaçınmıyor ve aynı anda ne
kadar başarılı olduğundan da bahsetmekten geri kalmıyordu.


Ancak
90’lı yılların ortasındaki Üçüncü Dalga Feminizm’ine kadar Hip-Hop’ta kadın
yanlısı bir değişim göremedik, 90’larda ise Feminist hareket kadınların
akademik alandaki cinsellik durumunu gizlemiş veya tabulaştırmıştı. Şimdi,
kadın müzik sanatçıları sayesinde kadınların cinsel vesayetten kurtuluşu bir
masadaki muhabbetten çok daha gerçek bir hal almaya başlamıştı, çünkü kadınlar
artık Billboard listelerinde üst sıralara oynuyor, plak mağazalarında çok
satanlarda bulunuyor ve yerel kulüplerde sahne alıyorlardı, Kadın MC’ler
hiphop’u bir sahne olarak kullanıyor ve cinsiyet ayrımcılığını, kadının değerliliğini
daha yüksek sesle söylüyor, Hip-Hop’u tekrar bir platform olarak
kullanıyorlardı. 90’lı yıllarda hiper hoptaki kadın MC’lerin zirve zamanıydı ve
Lil ‘Kim, Foxy Brown, Lauryn Hill, Queen Latifah ve Missy Elliott gibi
sanatçılar birkaç isim yaptı. Kendilerinden önceki MC’lerin aksine, Kim, Foxy,
Hill, Latifah ve Missy bireysel bir sanatçı olmanın yükümlülüklerini
kendilerini belirlediler, Görünüş, Bireysellik ve Cinsiyet Çekiciliği üzerinde
kayda değer bulunan bir şekilde değil, kimin daha iyi liriklere ve flowa sahip
olduğuna vurgu yapılmaya başlandı.

Kim ve Foxy Siyah Kadının
vücudunun cinsel temsiliyetini yeni bir seviyeye etiren ilk yüksek profilli
kadın rapçilerdir. Kim cinselliğini sadece ham, agresif, lirikal hikayeler ie
gösterdi ve aynı zamanda diğer siyah kadınlara da bunu yapabilmeleri için bir
yol gösterdi (Bazıları hala bunun siyah erkek fantezisi ve bakış açısı ile aynı
çizgide olduğunu iddia ediyor)

Yine
de, Lil’ Kim ilk albümü Hard Core ile üst sıralarda yer almaya devam etti.  Kim’in “Sex Sells” modeline dönüşmeye
başlamasıyla rakibi Foxy Brown “Mantıklı ve Korkusuz” oldu. Eski VIBE Yazı
işleri Şefi Smokey Fontaine ile yaptığı bir röportajın hemen arkasından
gerçekleşti, çünkü “Erkeklere karşı kendini savunan, Koyu Tenli Christian Dior Poster
Kızı” rolü de oldukça başarılıydı, “Ill Na, Na” ilk haftasında 109 bin kopya
satmayı başarmıştı.

/// Çevirmen notu :
Burada bahsediliş tarzı oldukça edebi olsa da, Foxy Brown VIBE’a verdiği bir
röportaj ile Mantıklı ve Korkusuz kadın figürü çiziyor, medya gözünde Kendini
savunan bir pozisyona geçip 109 bin satıyor \

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=T6QKqFPRZSA?feature=oembed&enablejsapi=1&origin=https://safe.txmblr.com&wmode=opaque&w=540&h=304]

Ve kim
Lauryn Hill’in divalığını, öncülüğünü unutabilir ki ? Eleştirmenlerden bir çoğu
günümüzde bile “The Miseducation of Lauryn Hill” albümünü gelmiş geçmiş en iyi
albümler listelerine koyabiliyor, Lauryn’in müziği Eşsiz, zamansız ve yeniden
yaratması imkansız olan bir maneviyat hissine sahipti. Kadın rapçilerin seks
sembolü olarak pazarlandığını düşünerek pişman olmayacağı adımlar atarak
piyasaya müziği ile çıktı, orada kalmayı da başardı. Hill, Kadın MC’lerin nasıl
olması gerektiğini yeniden şekillendirdi, ruhu vuran sözleri ve ses tonu
sayesinde, daha önce hiç yapılmamış bir Kadın HipHop albümü elimize geçti,
Kadınlık ve Maneviyat arasındaki boşluğu kapatıp kadın MC’ler için mücadele
yolunda büyük bir adım atan Kadındı Hill.

“My Mic
Sounds Nice: The Truth About Women in Hip Hop” isimli belgeselde Fontaine
“Hip-Hop gerçekliğe dayanır, ama olay Kadının hikayesine geldiğinde, insanlar
kadınların güçlülüğünü değil Erkeği hakkında yazdığı masalı dinlemek istiyor”
diyor.

Ama
Hill’in yaptığı ? Tam olarak nasıl güçlü durduğuydu.


Queen
Latifah, Da Brat, Left Eye ve Missy Elliott gibi sanatçılar da aynı zamanda
Seksi ve Zor kadın olma rolünü reddenlerdendi, onların asıl odağı kadınların yaratıcı
videolar, mahalle kültürü ve gelişmiş seslerle çeşitlenip canlanmasıydı. Hem
Hip-Hop hem Feminizm, Kendileri için bir kimlik talep edene kadar siyah
kadınların nasıl temsil edildiğini umursamadı, Lil Kim ve Foxy müziğine kasıtlı
olarak “bitch” kullanmayan ilk sanatçılardı.

Hampton
Enstitüsü, bir çevrimiçi sözlük, düşünce platformu olarak “Bad Bitch”
kelimesini “1 – Hem maddi açıdan bağımsız hem de erkeği serbest bırakan, yeri
geldiğinde onu tanımayan kadın. 2- Yerini, Sınırını bilmeyen kadın” olarak
tanımlıyor. Kim ve Foxy’nin bu İkinciye girme oranı çok daha az kesinlikle.

Bununla
beraber, Ana Akım Feminizm hala büyük ölçüde, Hetero, orta sınıf batılı ve
diğer kadınlar için alan yaratmayan bir şekilde duruyor. Feminist alanlardaki
siyah kadınların ırksallaştırılması, meseleler arasındaki uyuşmazlığa, ırk ve
sosyal sınıf arasındaki birliğin olmamasına, toplum içindeki ve dışındaki siyahilerin
kendilerine duyduğu saygı ile alakalı.

Kadın
MC’lerin varlığı, onların bu oyunda eşit haklara sahip olduğunu göstermiyor
ancak sadece onların da bu oyunda kabul edildiğini gösterebilir. Kölelikten bu
yana insanlıktan çıkarılan bir demografik yapıyı insanlık statüsüne döndürmek
diyebiliriz. Aynı zamanda, Hip-Hop’taki bariz yanlış bir hareket olan,
yaygınlaştırılmış hatta ve hatta yer yer sloganlaştırılmış “orospu” “kaltak”
gibi sözcüklerin siyahi kadın bedenleriyle bir arada tutulması aslında sadece
kadınların burada kabul edildiğini gösteren bir argüman olabilir. Ne olursa
olsun, kadın MC’lerin yaptığı müzik, Hip-Hop’taki bu kafatasçı ve erkek faşizmi
duruşa bir tehdit oluşturuyordu, Erkek egemen bir alanda, siyah bir kadın
kasıtlı olsun veya olmasın, politik bir hale geldi.


Günümüz
modern aktivizminde olduğu gibi, siyahi kadın bedenleri de çoğu zaman toplumlarımız
için yumruklarını yükseltip savaşırken, aynı anda ihmal edilmekte ve
unutulmaktadır. Hip-Hop’ta anlamlı sosyal değişimi tetiklemek, bir yeraltı alt
kültürünün dışındaki cinsellik ve kimlik politikaları hakkında konuşmaktan
korkmamaktır. Nitty Scott MC ve Kendrick Lamar’ın ortak noktasının “Politik
Hip-Hop yapabilip hala anaakım kalmak” olduğunu söylerken, aynı zamanda onlara
uygulanan çifte standarttan da bahsedebilmektir.

Cinsiyetçi
duygularla dolu bir piyasada ileriye gitmek isteyen MC’leri eleştirmek adil
midir ? Kadın MC’ler, bedenlerinden kar sağlayan bir sistemden saygı görmeyi
istemekle hata mı etmektedirler ? daha mı sıkı çalışmaları gerekir ? Ya da
kadın MC’ler bir araya gelip bir Kardeşlik Kolektifi mi kurmalıdır ?

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=AH-LyInSNYw?feature=oembed&enablejsapi=1&origin=https://safe.txmblr.com&wmode=opaque&w=540&h=304]

Ve
bugünün Hip-Hop’u yanlış düşünceler olmadan kendini var edebilir mi? Cevap pek
net değil. Bugün siyah bir kadın MC olmak, şu anki sosyopolitik iklimimizde hem
bir sanatçı hem de siyah bir kadın olmanın gerçekte ne anlama geldiğine dair
bir bakış açısı anlamına geliyor. Kendine karşı gerçek, ham, cesur ve dürüst
olmalı yani. Erkek meslektaşlarımızın her zaman zorlandığı bir sorumluluk bu.
Hip-Hop’un kendi içerisindeki Feminizm ve eski Kadın MC’lerin katkıları oldukça
sert işler ortaya çıkardı, JUNGLEPUSSY ve Princess Nokia: Kadın pozitifliği,
cinsiyet özgürlüğü ve Kadın maneviyatı üzerine oldukça sert mesajlara sahip
müzisyenler. Galore TV’deki bir programında Nokia şöyle diyor “Hip-Hop daha
önceleri de, şimdi de Rekorlar satmak için kadınlara ihtiyaç duyuyor, agresif
bir erkeksilik ve üstünlük için kadına sahip olmayı şart koşuyor neredeyse”

Ancak
şimdileri, Hiçbir şekilde Erkek Homofobikliğine maruz kalmadan Trans Rapçi,
Queer Rapçi veya özgürce rap yapan Latin Bruja*ları görüyoruz, bu müziğimiz
için yeni bir Rönesanstır.


Sanatçılar
artık, büyük sözler ve testesteron şovlarından uzaklaşıp kendi kişisel ve
politik gerçekliklerine odaklanıyorlar. Sanatın bireysel olarak ne ve kim
olduğunu keşfedildiği bir dönemdeyiz, Bu kültürün nasıl pazarlanabileceği, satılabileceği,
dağıtılabileceği konusundan uzaklaşıp tekrar sanatın ve kültürün ta kendisine
dönüyoruz. Artık sanatçıların başarılı olmak için şirketlere imza atmalarına
daha az ihtiyaç var.
MC’ler marka özgürlüğüne sahipler ve bu markalar
kendilerine ait, kimliklerini ve genel estetiklerini kendileri ortaya
koyabiliyorlar. Başka bir deyişle, müzik endüstrisi siyah kadın MC’lerin
tarihsel olarak ne yapmak istediğine şahit oluyor: Özgüven ve köklerine
sadıklık.

Sadece
“Young M.A, Quay Dash, Kari Faux, Jaen Grae ve Nezi Momodu gibi cinsiyet ve
pozitiflik yüklü mesajlara sahip kadın MC’ler bile bu değişimin oldukça önemli
ve büyük bir şey olduğuna işaret ediyor. Kadın MC’lerin bu değişim dalgası bize
Nicki Minaj gibi bir “kendi isteği ile obje”nin bile neden Hip-Hop Feminizmine
katkı sağladığını sorgulatıyor. Sürekli olarak “Rap Kraliçesi” ünvanını
üstlenen ancak pozisyonunu yeterince savunamayan biri için, Böyle bir güç ve
görünürlükle Nicki Minaj gerçekten bu kadın dayanışması içinde aksiyonları veya
müziğiyle bir yeri sonuna dek haketmiş midir ?

Minaj’ın
feminizmi, olumlu olmasına rağmen kapital’E dayanıyor; Feminizm odadaki tek
kadın olduğunuzda çok daha az karmaşık bir sohbet haline gelir. Büyük güç büyük
sorumluluk getirir ve Minaj oldukça ihtiyacımız olan ve arka planda
kalamayacağımız bir zamanda, tek yüksek profilli ses olarak o alanda.
Katkılarını sosyal açıdan anlamlı olarak değerlendirmek, kendisinden önce
yapılan tüm çabaların değerini düşürmek olabilir ve Michie Mee gibi Kanadalı
siyah kadın öncüleri ve Sorority gibi yeni başlayanlar için de, ayakta kalmayı
endüstriye karşı yokuş yukarı bir savaş haline getiriyor.

Feminizmin
ve Kadın Rapçilerin geleceği hala biraz pusluyken, kesin olan bir şey var,
akıntının yönü değişiyor ve artık hepimizin önünde anlayıp şekillendirilmesine
sarılmamız gereken bir temel var!

Lindsey
Addawoo tarafından, VICE’a 31 Mart 2017 tarihinde yazılan bu yazı, kendi onayı
ile çevrilmiştir, kendisine desteklerinden ötürü Teşekkür ederim.

Lindsey’i Twitter’da takip edebilirsiniz – TWITTER

VICE makalesi

Cenk Durlu

HipHop kültürü üzerine düşünüyor, araştırıyor, yazıyor ve Aynı zamanda Şehir ve Ritim Podcastini / Websitesini hazırlıyorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Selam, paylaşmaya ne dersin?

Şehir ve Ritim, tamamiyle bağımsız bir girişim olarak hem Türkçe Rap hem de Hip-Hop kültürü üzerine eşsiz içerikler üreten bir site olarak gücünü okuyucusundan alıyor. Eğer okuduğunu beğendiysen paylaşarak gücümüze güç kat