Jay Electronica Mitolojisi: Rap’in Büyük Sihirbazlık Gösterisi

Başla

” Her sihirbazlık numarası üç bölüm ya da perdeden oluşur. Birincisi “Vaat” bölümüdür. Sihirbaz size sıradan bir şey gösterir. İskambil destesi, bir kuş ya da bir insan. Bu nesneyi size gösterir. Son derece gerçek, üzerinde oynanmamış, normal bir şey olduğunu görmeniz için nesneyi incelemenizi ister. Fakat gerçek, farklı olabilir. İkinci perdeye “Dönüşüm” denir. Sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. Hilenin sırrını arıyorsunuz ama bulamazsınız çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. Siz sırrı bilmek değil kandırılmak istiyorsunuz. Henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. Onu geri getirmeniz gerekir. İşte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. İçlerinde en zorlusu. Bizlerin deyişiyle “Prestij“.

-Michael Caine, The Prestige, yön. Christopher Nolan, 2006

2007, Hip hop için iyi ve kötünün ötesinde, garip ve bilinmezlerle dolu bir yıldı.  Nas önceki sene bu kültürün “öldüğünü” iddia etmişti ve büyük bir kitle bunun üzerine yeni bir Nas’ın ortaya çıkıp çıkmayacağı üzerine tartışıyordu. Bazıları asla gelmeyeceğini, bazıları da eğer öyle biri varsa ya  klasik bir albüm yayınlayarak bu müziği kurtaracağını ya da kitleleri yakalamakta başarısız olarak bu türün ölümüne bayrak sallayacağını söylüyordu. Öte yanda ana akımda rap, Kanye West’in Graduation ile dolaylı yoldan gangsta rap’in görkemli yıllarını bitirme misyonu ve Soulja Boy’un o dönemdeki tüm rap normlarını yerle bir eden, bu müziğin kapı bekçilerini kelimenin tam anlamıyla çılgına çeviren projesi Souljaboytellem.com  rapin geleceği veya nasıl şekilleneceği hakkında insanları belirsizliğe düşürüyordu. Tabii yeraltında çıkan işlerden birkaç tanesi zamanında oldukça ses getirmişti (Perseverance, Port Authority, Jesus Price Supastar, Below The Heavens vs.) fakat  o sene için geriye dönüp bakıldığında “bu da harbi bir dönüm noktasıydı” dedirtecek bir iş bulunmamaktaydı.(Graduation ve Below The Heavens’ın ana akım ve yeraltında iki rönesans figürü albüm olduğuna karşıt bir cümle değil bu.) 

Ta ki…

Birinci Perde: Ebedi Günışığı (Vaat)

  • Facebook
  • Twitter

Dijital çağın en cesur ve deneysel  projelerinden biri olan Eternal Sunshine (The Pledge), internete 2007’de MySpace üzerinden düştü. Hatırlatmak gerek ki bu blogların, forumların halen revaçta olduğu bir dönemdi ve MySpace yarı web sitesi yarı sosyal merkez olarak Soundcloud’a benzer işleyen bir platformdu. Projeyi o zamanın rap panoramasında da, şu an da, genel kronolojide de herhangi bir skalaya koymak çok zor. Hatta çeyrek saatlik bu proje başladığında ve bittiğinde dinleyicinin kafasında bu mitsel, ilahi, şaman edasıyla rap yapan adamın tam olarak olayının ne olduğu hakkında cevaptan çok soru kalıyor. Projeye gelirsek,  Jim Carrey’nin başrolde olduğu, vizyoner Michel Gondry’nin yönettiği Eternal Sunshine of the Spotless Mind için besteci Jon Brion’un hazırlamış olduğu tema müziklerinin arkasına, tamamen perküsyon ve davullardan arınmış şekilde rap yapıyor Jay Electronica. Brion’un bestelerindeki rüya öncesi/sonrası melankoli, ve melodileri arasındaki boşluk, Electronica’nın liriklerini ve kompozisyonlarını empoze edebilmesi için uygun ortamı yaratıyor. Kim olduğundan bahsetmiyor, hatta kendisinin sesini 7. dakikaya kadar duymuyoruz bile, ilk 6 dakikada Erykah Badu ve Just Blaze kendisiyle ilgili anekdotlar paylaşıyorlar, birkaç tanesi oldukça dikkate değer:

“Tahminimce, tam olarak şevkimi kıran değil de, beni hip hoptan sıkan genel durum insanların risk almayı sevmemesi, herhangi farklı bir şey denemeyi sevmemeleri. Bu günlerde bir etki bırakabilmek için, sadece satış rakamları değil sanatsal anlamda da, bazen sola gitmeli ve farklı şeyleri denemelisiniz. Bazen bunun için hor görülecek bazen de başarılı olacaksınız. Fakat o tamamı ile sola gitmeye istekli olan birkaç sanatçıdan biriydi. Bu Ebedi Günışığı projesi gibi. Bu projeyi yapmayı aklından dahi geçirebilecek başka bir rapçiyi düşünemiyorum.”

Just Blaze

“Ona insan bile demezdim çünkü garip görünüşlü bir herif. Kulakları biraz sivri, kare bir suratı var. Aslına bakarsanız bir yerlerden gelmiş bir uzaylı gibi görünüyor. Fakat nadir ve güzel bir şekilde, sanki sırtında ok ve yay, onların altında da kanatlar taşıyan mitsel bir yaratıkmış gibi.”

Erykah Badu

Söylemem gerek ki film müziği adaptasyonları orijinal, dahiyane veya görülmemiş bir fikir değil. Fakat kuytuda kalmış bir film müziği toplamını alıp derinlerine inerek tematik bir mixtape oluşturmak; aralara Charlie’nin Çikolata Fabrikası filminden , Elijah Muhammed’in vaazlarından , hatta Kürtçe bağımsız film olan Turtles Can Fly’dan kesitler sunmak; bunun sonrasında da İncil, Buda, UFOlar, meditasyon, putlar ve saykodelik maddeler üzerine rap yapmak? Görülmüş şey değil. Killah Priest’in “B.I.B.L.E” şarkısındaki düetinin arkasında yatan sanatçı zihniyetin 15 dakikaya- hatta Jay’in tüm kariyerine- yayılmış hali. Alt tür olarak ne soyut, ne bilinçli hip hop terimlerine sığan, metafizik bir iş.

Proje büyük bir heyecanla karşılandı ve MySpace’te elli bini aşkın kez indirildi (2007 standartlarında oldukça etkileyici bir rakam) ve  crunk türünün son günlerinde rap müziğin yeni  mesihi, miti ve efsanesi bu müziği hafifin ötesinde takip edilen neredeyse herkes ve her blog tarafından oluşturulmaya başlandı. 

  • Facebook
  • Twitter

Çok bilinmese de, Jay Electronica 2007’de Dilla beatleri üzerine rap yaptığı- Detroit rap sahnesinden Dilla ve Mr. Porter ile dostluğu bulunuyordu ve onlarla bir proje üzerinde çalışmayı düşünüyordu- bir demo projesi de çıkarmıştı, ve açıkçası Jay’in stiline  daha iyi bir başlangıç teşkil ediyor bu proje. Adı Style Wars olan projeye buradan ulaşabilirsiniz. (Dimethyltriptamine,  Renaissance Man, Victory Is In My Clutches ve Somethin’ to Hold On to kişisel favorilerim.) 

Exhibit C

1 sene sonra, Jay Electronica ve Just Blaze, Guitar Center  görevlilerinin toplama albümü Fresh Cuts Vol.3 ‘te işbirliğinde bulundular ve ortaya “Exhibit A” çıktı. Exhibit A, Electronica için heyecanı daha da arttırdı. Aynı sene Decon ile ortaklıkta bulunup Jason Goldwatch’ın yönettiği “Dear Moleskine” videosunu çekmek için Nepal ve Dubai’ye gitti. Nepal’de ritüel olarak ölülerin arasında yürürken çekilen fotoğrafları,daha sonra çıkmayacak albümünün resmi açıklanan albüm kapak çalışmalarında kullanılacaktı. Aynı sene Nas’ın Untitled albümündeki “Queens Get The Money” şarkısının prodüktörlüğünü üstlendi. 2009’a gelecek olursak;

Exhibit C, rivayete göre Angela Yee’nin programına çıkmadan önce Just Blaze ve Jay Electronica tarafından SADECE 15 dakikada yazılmış. Jay uyuyakalıp programa çıkmayı unuttuğu için Just Blaze, Tony Touch’ın radyo programında yayınladı. Resmi tekli iki ay sonra  çıktı ve yanında Act II: The Patents of Nobility (The Turn) albümün Noel gününde çıkacağı vaatini taşıdı ( vaat 3 gün sonra  Just Blaze tarafından yalanlandı.).

Şimdi yazının Act 2, Yüzde Beş Ulusu, Prestige filminin bütün bunlarla bağlantısı ve bekleyen herkesi çileden çıkartan zaman dilimine girişmeden önce Exhibit C üzerine biraz konuşmak lazım.

Bazı kültürel anlar, bazı kitaplar, şarkılar, filmler vs vardır ki onlar çok iyinin ötesindeki çizgiyi aşmışlardır. “İlk tecrübe ettiğinde neredeydin?” sorusunu ayrıntılarıyla cevaplayabildiğimiz şeylerdir bunlar. Rap müzikte de şarkı bazında bir sürü örneği  var: My Melody, Moment of Truth, Bring Da Ruckus, T.R.O.Y, Juicy, Shook Ones Pt. 2, NY State of Mind, D’evils, Stan, Changes, Mind Playing Tricks On Me, Be (Intro)…..  ve Exhibit C.  2009’da, dijital çağ ile miktarın kaliteye karşı üstünlük kazanmaya başladığı ve çoğu işin  çıktıktan haftalar, şanslıysa aylar sonra hafızalardan silindiği bir dönemde  esip gürleyen, kapağındaki Nikola Tesla gibi onca elektriğin ve kaosun ortasında sesini yükselten bir tekli. Zirve dönemindeki Nas’ın kişilik ile sürüklenen hikaye anlatımına benzer anlatım, anekdotlar, sesinin kullanımı, ardı ardına iç uyaklar ve cümleler arası uyaklarla bezenmiş kafiye şemaları ve Just Blaze’in tüyleri diken diken eden altyapısı ile 5 dakikada Jay,  yaşantıları üzerine nakarat olmadan dinleyenin çenesini yerlere düşürüyor. Sıkı fanları halen kendisinin dağınık ve seyrek diskografisi onu tarihin en iyileri sıralamasında nereye koyar tartışması açılsa hemen akıllara Exhibit C’deki şu kısmı getiriyor:

“ They call me Jay Electronica,

Fuck that, call me Jay ElecHannukah

Jay ElecYarmulke

Jay ElectraRamadan Muhammad Asalama’Aleykum Rasul’Allah subhana wa ta’Allah through your monitor

My Uzi still weigh a ton, check the barometer

I’m hotter than the muthafuckin’ sun, check the thermometer…”

Exhibit C, gerçek anlamıyla rap müzik dinleyici kitlesine Jay Electronica’yı müjdeleyen iş oldu, kendisi aylar içinde anonimlikten Billboard Hip Hop listelerine girdi, NME 2010 tarihli bir makalesinde şarkı için “zamansız bir klasik, modern bilinçli rap müziğin en büyük başarısı” tabirini kullandı, çeşitli medya platformları şarkıyı son 10 yılın en iyi lirikal performansı olarak değerlendirdi ve herkes bu başlangıçtan sonra Jay Electronica’nın ilk büyük stüdyo projesinde neler yapacağı hakkında meraka tutuldu.

Sorun şu ki , bu merak hiçbir zaman sonuçlanmadı.

Act II: Patents of Nobility (The Turn)

  • Facebook
  • Twitter

Şu an bakıldığında önceden bunun nasıl öngörülememiş olduğunu kestirmek güç fakat, teoride bu albümün çıkması oldukça olanaksızmış zaten. Nedenine gelecek olursak, sizi tekrar yazının başındaki alıntıyı okumaya davet ediyorum. The Pledge ile Jay kült bir film müziği üzerine rap yapmıştı, ki bu olağan ve gerçek bir şey, üzerinde oynanmamış. The Turn kısmında bunu olağanüstü bir şeye çevirmesi gerekiyor, mesela… hiç olmayan bir albüm için yığın dolusu beklenti oluşturmak. Şirketlerin ve istatistiklerin bu derece güç sahibi olduğu bir devirde bu kariyer intiharı ya da imkansız bir risk gibi duruyor ama, bu teoriyi destekleyen çoğu olay var- daha sonra değineceğiz. Ek olarak,  zamanında duyurulan Act III’ün adı Act III: The Last Will & Testament of Timothy Elpadaro Thedford (The Prestige) idi,  bu teoriyi sağlamlaştıracak gibi duruyor. Sonuçta, Prestige teorisinin  içeriğinde, Dönüşüm kısmının anlam ifade edebilmesi ancak biz Vaat’i ve Prestij’i gördükten sonra gerçekleşebilecek bir durum. Kelimelerle biraz daha uğraşacak olursak görürüz ki “patent ot nobility”(asalet patenti); bir hükümdar, başkan veya başka bir devlet başkanı tarafından yayınlanan ve genellikle bir kişiye veya şirkete bir ofis, hak, tekel, unvan veya statü veren, yayınlanmış yazılı bir emir biçiminde bir tür yasal araçtır. Hiç albüm yayınlamamış birinin ilk albümünün adının bu olacak olması pek ala garip duruyor.

Tabi az önce paragrafta yazılan spekülasyonlar, albümün etrafını kaplayan ve defalarca tekrar belirip insanları umutlandıran iddialar ve haberler arasında kendine yer bulamadı, Act II’nin zaman çizelgesi kabaca şöyle ilerledi:

12 Kasım 2010: Jay Electronica’nın yetenekleri için Diddy ve Jay Z arasında bir bahis savaşı başladı ve kazanan Jay Z oldu. 12 Kasımda Hov, Roc Nation’un Electronica ile imzayı attığını açıkladı. Günler sonra Jay Elect, “The Announcement” ve “Shiny Suit Theory”- evet, o Shiny Suit Theory- isimli iki parça çıkartarak bunu kutladı.

  • Facebook
  • Twitter

12 Temmuz 2011: İmzadan bir yıl sonra Jay, Act II’yi bitirdiğini ve albümün yakında geleceğini söylüyor. Albümü tamamı ile dinlemiş isimleri sıralıyor: Erykah Badu, Bun B, Jeymes Samuel, Tony Tagoe ve Jay Z.

15 Eylül 2011:  Jay Electronica daha sonradan alışkanlık hale getireceği şekilde bitmemiş, çiğ bir şarkı demosu paylaşıyor Act II’den.

10 Ekim 2011: Jay Electronica bu sefer, Call of Duty’den etkilenerek yanına efsanevi ikili Havoc&Prodigy’i aldığı bir tekli paylaşıyor

2012: Jay Electronica albümünün TEKRAR bittiğini söylüyor ve Temmuz 28’de gerçek bir şarkı listesi paylaşıyor. Aynı gün Jay, The Prestige alıntısını da tweetliyor.

  • Facebook
  • Twitter

2012’de aynı zamanda Questlove, katıldığı bir podcastte Jay Z’nin albümün bitmiş vesiyonuna sahip olduğunu fakat yeterince kitleye hitap edecek bir öncü tekli parçaya sahip olmadığını söylüyor. 2012’de yaşanan en absürt Electronica ilintili haberler ise Lil B ile bir zamanlar ortak işbirliğinde müzik yapma niyetinde olduğu (interneti kırmak deyimini baştan yazabilirdi bu olay herhalde) ve bankacılık varisi Kate Rothschild’ın New Orleanslı MC ile aşk yaşadığı haberleri.

2013: Jay  Electronica bu senede Mac Miller’ın “Suplexes  Inside of Complexes and Duplexes” şarkısında ve Big Sean’ın “Control” şarkısına oldukça iyi düetler verdi- her ne kadar ikincisi Kendrick Lamar’ın savaş çağrısının gölgesinde kalsa da şarkının en iyi kısmı kanımca- fakat kendi müziği adına muallakta kalmaya devam etti. Bu  senede Act II ile ilgili tek haber kendisinden değil, bir Just Blaze röportajından geldi. Just Blaze albümün yapım süreci ile ilgili şunlardan bahsetti:

“Beatlerin çoğunu kendisi yaptı sonra da ben gelip prodüksiyonunu üstlendim. Tekrarlamalar yaptık, şarkıları birbirlerine bağladık, ve belki iki veya üç yeni şarkı ekledik. Albüm gayet iyi ve albüm hakkında düşünmüyor değil. Bana iki gün önce ‘Hey, sence bu şarkıyı gerçekten tekli olarak çıkartmalıyım’ diye bir mesaj attı. Hala kafasında formülü kuruyor. Sadece şu anlık kendi alanında ve hazır olduğu zaman yapacak. Ben albümün azıcık daha dokunuşa ihtiyacı varmış gibi hissediyorum. Ve bu daha fazla şarkı olmalı bağlamında değil. Bazı şarkılarda bir kısım daha okuması, bir veya iki şarkıda altyapı aranjmanı veya öyle bir şey. Ama albüm çekirdeğinde tamamlanmış vaziyette. Neredeyse oldu.”

  • Facebook
  • Twitter

2014:  Bu noktada artık Jay’in albümünün hala gündem konusu olması imkansız gibi görünse de kendisinin verdiği birkaç demeç, daha sonra AWT’de değindiğini duyacağımız birkaç şeye parmak basan nitelikte:

“Kendim ve albümüm için, insanların albüme nasıl tepki vereceğini ve nasıl bir etki bırakacağını gerçekten tahmin edemiyorum. Hissediyorum ki sadece varlığımla bile endüstride… sadece varlığımla bile endüstride etki yaratmayı planlıyorum. Sevgi saçan, paylaşabildiği kadarını paylaşan kendimle. Tecrübemi veren kendimle. Ve umut ediyorum ki  bu albümün kendisinden daha etkili olacak.”

2014’te nadir de olsa Jay Electronica dinleyicileri adına iyi bir şey yaşandı ve fanlardan birinin sosyal medya üzerinden ona meydan okumasına karşılık beklenmeyen şekilde Act II parça listesinde bulunan “Better In Tune With The Infinite” şarkısını paylaştı. Exhibit C veya Act I kadar konuşulmasa da- doğal olarak konuşulmadı çünkü popülaritesi albüm bitti dedikten 3 yıl sonra hala ortada hiçbir şey olmadığı için düşmüştü- onlarla başa baş büyüleyicilik ve mistisizm ile dolu bir parçaydı. Ryuichi Sakamoto’nun genel takdir kazanmış albümü 1996’dan Bibo No Aozora bestesinin arkasına  orijinal Wizard of Oz filminden ve Elijah Muhammed’in demeçlerinden örneklerle bezenmiş, sadece 80 saniyesinde rap vokal bulunsa da olağanüstü bir lirisizm gösteren (öyle ki Nas, ‘I’m Still Charged’ 20 Years After ‘Illmatic’ isimli NPR röportajında şarkının kendisine yürekten dokunduğunu ve stüdyoya girip bir şeyler yazmak için ilham verdiğini belirtmişti) bir parça. Parçanın başı için seçtiği Elijah Muhammed kesiti önemli:

“Eğer biri gerçeği, mesela Tanrının gerçeğini insanlara açmış olsaydı, düşünüyorum ki her şeyi kendine kazandığı zamana kadar insanların görüntüsünden geride kalmak onun kendine hakları arasındadır. İncil bunu şöyle aktarır; O krallığını arayan bir kral gibidir. Böylelikle gider ve insanları ziyaret eder, sonra insanların yanından ayrılır, uzaklara gider ve krallığı ele geçirebileceği anı bekler. Sonra kendini açıkladığı insanlara geri döner.”

  • Facebook
  • Twitter

2015: Albümünün tam anlamıyla bir mit olmadığını kanıtlamak amacıyla Jay, bu sefer Road to Perdition parçasını düşürüyor- bu noktada albümden sızdırılan her parçanın şahane olması harbi derecede yürek burkan bir mesela haline dönüşüyor ve bu parça da istisna değil. Bu senede ayrıca rastgele şekilde Drake ve J Cole’a laf atıyor, canlı performanslarda 5 sene önceki şarkıları söylüyor, Londra’daki bir performansında albümü tamamiyle silmeyi aklından geçirdiğini belirtiyor ve Just Blaze de 2 yıl önceki durumdan sonra bir güncelleme olmadığına dair demeç veriyor.

2016: Jay Electronica, Emeli Sande ve Chance The Rapper düetleri ile yıla hızlı başlıyor ve Phife Dawg’ı yad etmek ve 50 Cent’i disslemek gibi hareketlerle profilini tekrar yükseltiyor. Kanye West’in albümü The Life of Pablo’nun çarpıcı kapanış şarkısında da kendine yer buluyor Jay, hem de ilginç bir kuple ile:

“Thank God for Jay Electra, he down with the mission

Did it with no permission, on our own conditions”

2017: NBA All-Star Haftasonunda New Orleansta canlı şov düzenleyen Jay Z , Elect’e albümü çıkarma çağrısında bulunuyor ve milleti heyecanlandırıyor fakat Jay Elec, Billboard’a verdiği demeçte bu ümitleri hemencecik öldürmekte gecikmiyor. Kendisi demecinde albümün yanlış bir konsept olduğunu ve şirketler tarafından insanların tüketmesi ve para kazanmaları için oluşturulan bir ürün olduğunu söylüyor.

YÜZDE BEŞ ULUSU,  NATION OF ISLAM VE ZATEN ÇIKMIŞ BİR ALBÜM

Şimdiye kadar anlatılanlardan Act II ile ilgili üretilebilecek birkaç neden şunlar:

  1. Jay, şirket ile albümün ana akıma hitabeti konusunda anlaşmazlıklar yaşamış
  2. Jay, bariz olarak albümün yeterli etkiyi ve takdiri karşılamama ihtimalinden korkmuş
  3. Mükemmeliyetçi davranıp çok az şarkı tamamlamış
  4. Kişisel problemler (büyükannesinin vefatı, madde ve alkolizm)

Fakat unutulmaması gereken bir gerçek var ki, ilahi, antik dizeler okuyan bu mitsel MCnin oluşumunun temelinde hip hop kültürü üzerinde son derece etkili olup  birçok rapçiyi etkilemiş  olan Yüzde Beş Ulusu var. Bu Ulus, başlıca anlatmak gerekirse temelde üç tip insanın;  “bilenler” ve isteyerek paylaşanlar (yüzde beş), “bilenler” ama kendi kazançları için manipüle edenler (yüzde on) ve bilmeyen topluluklar (yüzde seksen beş); olduğuna inanıyor. Jay Electronica’nın kayıtlı üyesi olduğu Nation of Islam’a bağlı olsalar da dinsel baskınlığa inanmayan, her bireyin kendi çapında Tanrı veya Tanrıça olduğuna inanan bir teolojileri mevcut. 

Yüzde Beşçiler, tezlerini meşru kılmak için inanç yerine asıl olgular kullanmaya odaklı bir grup. Bu matematik, dünya tarihi, fizik , doğanın kendisi ve sosyal gözlemi kendi deyimleriyle “hayattaki her şeyin bilimini” keşfetmek için kullanan bir metodoloji. İşte “cipher” (şifre) terimi burada devreye giriyor. Bir anlamı bir olay, kişi ya da nesnenin tamamı ile anlaşılması olan cipher, onlarca yıl önce Yüzde Beşçilerin topluluk önündeki  öğretici anlatıları ile oluşuyordu. Hip- hop kültüründe bu serbest stil “cypher” olarak uyarlandı.

Yüzde Beş felsefesinin tamamı ancak bir Yüzde Beşçinin kendisinden öğrenilebiliyordu fakat artık yazıları dijital olarak mevcut. Keza Elijah Muhammed’in de yazıları mevcut. Bir röportajda kendisine şarkılarının edebi eser kategorisine konulması gerektiğini söyleyen moderatöre Elect, şöyle cevap veriyor: “Zaten Elijah Muhammed’in eserlerinde varlar.”

  • Facebook
  • Twitter

Jay Elect de rap kariyerinde Yüzde Beşçiler gibi “cipher” oluşturup eğitiyordu denilebilir. Act I’in kapanış şarkısında Mali’deki Dogon kabilesinin  Batı astrolojisinin gelişiminden  bin yıllar önce  Sirius B takımyıldızındaki ikinci yıldızın kozmik bilgisine sahip olduğunu veya ülkelerin yıllardır UFO olaylarını belgelediğini öğrenebilirsiniz. “Control” ve “How Great” i birleştiren birisi “You could check my name on the books” ve “Who was the angel that rode a Harley/From the project to the house of Parliament/And opened the book in the Devil’s chamber/And put the true name of the Lord in it?”  dizelerinin gerçekten de Jay’in hayatında yaşanmış önemli olaylardan biri olduğunu öğrenebilir.

Jay Electronica’nın Act II’yi tam olarak yapmamış veya yapıp sonra silmiş olması çok olası (nedenine dair teoriye az sonra değineceğim) fakat arkasında çözülmek istenen bir “cipher”, bir “öğreti” olduğu besbelli.

A Written Testimony

  • Facebook
  • Twitter

Trying to find the meaning of life in a Corona…” — Jay Electronica, “Exhibit C”

“And 2020 hindsight is so euphoric…” — Jay Electronica, “Letter to Fallon”

Sizinle dürüst konuşacağım, yazının burasına geldiğimde A Written Testimony ile ilgili ne yazacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Dünyanın çekirge kasırgaları, ölümcül arılar, COVID pandemisi, orman yangınları, seller, depremler arasında sallandığı bir dönemde Jay Electronica’nın aniden çıkıp 40 gün, 40 gecede hazırladığı 10 şarkılık tamamen farklı bir albüm sunması- ne Act II ne de Act III değil bu, her ne kadar III (The Prestige) ile aynı teorik amacı taşıyor olsa da- konusunda ne diyeceğimi bilemiyordum. Şaşkınlık ve ifade edilemez bir mutluluk içerisinde albümü dinledikten sonra  bu kısma minik de olsa bir inceleme yazmak dışında neyim vardı bilmiyorum. Büyük bir sürprizdir , cevap karantina sırasında okumaya başladığım Tevrat’ın Çıkış 28:35 kısmında buldu beni:

“Ve orada RAB ile kırk gün kırk gece kaldı; ekmek yemedi ve su içmedi. Ve ahdin sözlerini, on emri levhalar üzerine yazdı.”

Demek krallığını arayan bir kral, 40 gün 40 gece boyunca Yehova (J-Hova) ile kaldı ve emirlerini levhalar üzerine (10 emir= 10 şarkı?) yazdı? İlginç. Daha da ilginci Çıkış 32:19 ve 32:20 de önceden yazılmış olan tabletleri kırdığını anlatıyor Musa’nın (Act 2?). Neyse, belki de deli saçmasıdır bunlar. Exhibit C ilk çıktığında lise çağında olan ve KanyeToThe forumlarında 6000 sayfa albümü bekleyen insanlar, artık otuzlu yaşlarına dayandılar, bazıları evlendi ve çocuk sahibi oldu, ve “cipher”ın son bölümü tamamlandı. Bu, ilk defa sorudan çok cevap alabildiğimiz Jay Electronica işi.  Exhibit C’de “Question Fourteen, Muslim Lesson Two:/Dip-dive-uh, civilize a eighty-five-uh/ I make the devil hit his knees and say the “Our Father”  diyen adamın yerine artık NOI’ya bağlı, daha dindar, kendini İslam’a ve öğretmenlerine adamış birini görüyoruz. “If you want to be a master in life, you must submit to a master”  lafı kendi tekilliğinde Yüzde Beş Tanrısı olmayı kabul eden birinin zihniyetine uymuyor. Albümde Jay’in yokluğunun tahmin edildiği fakat planlanmadığı da doğrulanıyor, The Blinding parçasındaki şu dörtlük örneğin:

“Extra, extra, it’s Mr. Headlines

Who signed every contract and missed the deadlines

40 days, 40 nights, tryna live up to the hype

It’s the road less traveled, it’s the one who missed the flights

Hov hit me up like, “What, you scared of heights?”

Ezekiel’s Wheel parçasındaki şu kısım ise albüm ve beklenti karşılamak, mükemmel şarkı oluşturmak gibi konularda ne kadar sıkıntı yaşadığını belirtiyor:

Some ask me “Jay, man, why come for so many years you been exempt?”

‘Cause familiarity don’t breed gratitude, just contempt

And the price of sanity is too damn high, just like the rent

Mm-mm-mm, mm-mm-mm, uh, uh

Sometimes I was held down by the gravity of my pen (Pen)

Sometimes I was held down by the gravity of my sin (Sin)

Sometimes, like Santiago, at crucial points of my novel

My only logical option was to transform into the wind

A.P.I.D.T.A ise Jay’in bu sürecin tamamındaki kişisel kayıplarıyla ilgili çok yürek dağlayan bir parça. Flux Capacitor parçası, adını Back To The Future film üçlemesinde zaman yolculuğu yapan DeLorean makinesi için esas olan  parçadan alıyor, kapanışındaki Rihanna vokal kesiti de “Higher” parçasından “I wanna go back to the old way” cümlesi ile dikkat çekiyor.

Albüm tabi ki eleştiri konusu olacaktır. Bu kadar beklemeden sonra hangi albüm olsa tarihin en iyi müzikal projesi olmadığı sürece- ki imkansız bu herhangi bir proje için- beklentileri karşılayamayacaktır. Bazıları Jay Electronica’nın İslama bağlılığı ve buna ilişkin anlatımını bağdaştırılamaz bulacak ve albümden soğuyacaktır, bazıları 10 şarkının ne kadar az olduğundan bahsedecektir, bazıları Jay Z’nin çok fazla yer aldığından ve bunun üşengeç ve korkak bir hareket olduğundan bahsedecektir (en çok karşılaştığım eleştiri bu oldu ve eskiden Jay Electronica şarkılarında vokal film/demeç kesitleri olan yerlerin yerine oldukça aç ve hevesli Jay Z kısımlarının bulunmasının ben şahsen büyük bir güncelleme ve güç gösterisi olduğunu düşünmüştüm) , belki hakikaten de bunların hiçbiri doğru değildir ve Jay Z kontratı bitmeden bir şeyler ortaya çıkarmış olmak için bu projenin yapımında inisiyatif almıştır ve bütün bu yazı obsesif bir deli zırvasıdır. Fakat bir gerçek var ki, Jay Electronica’nın her zaman insanların sonrasında ne çıkacağını bekleyeceği bir sihirbazlık gösterisi daha var. Bu onun “cipher”ı, onun asalet patentini alma hikayesi. Bugün 43 yaşında,  daha da müzikal anlamda ortaya ne koyar açıkçası çok meçhul, fakat hip hop tarihçileri için en kötü senaryoda bile çok özel bir mitoloji yarattığı kesin. 

Batu Kaan Dilaver

I'm in touch with every shrine from Japan to Oaxaca The melanated carbon-dated phantom of the chakras
https://rateyourmusic.com/~mercibatu7

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Selam, paylaşmaya ne dersin?

Şehir ve Ritim, tamamiyle bağımsız bir girişim olarak hem Türkçe Rap hem de Hip-Hop kültürü üzerine eşsiz içerikler üreten bir site olarak gücünü okuyucusundan alıyor. Eğer okuduğunu beğendiysen paylaşarak gücümüze güç kat