/

“Türkçe Rap Ölürken”

Başla
  • Facebook
  • Twitter

 Türk Hip-Hop’u tarihi boyunca inişli çıkışlı dönemler geçirdi, önce toplumsal bir fenomene dönüşen Cartel, bir kaç yıl kadar sonra Ceza & Sagopa Kajmer gibi başarılı patlamaların ardından, Türkçe Rap yanlış pazarlanmasının sonucu olarak, bıçak gibi kesildi. Öyle bir kesilişti ki bu, Ankara’nın bağrından çıkan Rastalı bir gencin başarısına kadar, Türkçe Sözlü Rap Müzik Sanatçıları, açız diye sahnelerde bağırdı, videolarda ağladı ve bu kültüre ne kadar aşık olduklarını dile getirip durdular. Ancak bu Rastalı Ankara’lı genç, şimdilerin süperstarı olduğundan beri, Türkçe Sözlü Rap Müzik sanki POP’un tahtına oturmuş gibi bir hava var Türk Rapçilerinde, ancak aslında; her 10 yılda bir olan bi’ olay bu.


Ancak bizim Rapçilerimiz, mainstream’den gelen paranın etkisiyle, gerçek bir dev aynasına bakmaya başladılar. Evet kabul, artık kendimize ait 4 veya 5 şirketimiz var ancak durum hiç pazarladığınız gibi değil. Bugün buna değinmek istiyorum, Türk Hip-Hop’u Akım olarak nereye varabilir ?

Türkçe Sözlü Rap Müzik tüm gayreti ile kendine has olanı eriterek yoluna devam ediyor, önce kimse fark etmedi fakat satır sayıları azaldı, altyapılar “basit”leşti ve sözlere bol bol dinleyicinin bağırabileceği marş kısımları eklendi. Öyle ki piyasa sadece bu marşımsı şeylerle listelerin birinci sırasına oturan bir adam ile karşı karşıya ve bu adamın kültüre yaptığı tüm hakareti sineye çekiyor, çekmek zorunda kalıyor.

Marş haline gelen verse’ler artık iyiden iyiye Sosyo-ekonomik konulardan, Tarih’ten ve bireyin iç dünyasından uzaklaştı, Akım-Rap’in bir numaralı hedefi bir ütopya pazarlamak, bu akımdaki herkes Marijuanasından fırt alıyor, parlak cafcaflı ayakkabılar giyiyor ve “başarıyor”lar, endorfin aşığı bir gençlik var karşımızda, sosyal medya sayesinde 0dan herhangi bir şey başarmayı tatmadılar. Başarı duygusu onlar için like – izlenme’den ibaret. İşte bu akım bu gençlere, “Başarma” duygusunu satıyor. “Gucci-Prada, bunları istiyorum. Altımdaki Dolce Gabbana” derken, D&G giyebilme başarısı ve Gucci-Prada giyecek olma hırsı var. Olay gerçekten isteyip istememeleri değil, dinleyenin bunu hedeflediğinin gayet bilincindeler. Peki ama, burada kötü olan şey ne? Bu iş sonuçta bir ticaret değil mi ?

Olayın en üst tarafına bakarsak evet, başarılı bir ticaret. Ancak Pop kültürü kendisini tam olarak “tüketim” ile endeksledi, o popçu mankenler zaten arkalarında onlarca yıldır süregelen şirketlerin güçleri ile oradalardı ve tüketilmek için yaratıldılar, Peki bu Rapçi arkadaşların 12 şarkılık bir Albüm boyunca anlatabilecekleri ne var ? Bu formül ile olabilecek olan 1 intro, 4 şarkı, 1 düet olabilir en fazla. Peki sonrası ? Sonrası bir tür çakılış olacak, çünkü bu ticaret kalıcı bir ticaret değil, bir çocuğun şekeri gibi düşünün, eriyecek.

Ancak bunun içine “kültür”ü empoze edebilirsek, bilinçli bir nesil yaratmayı başarabilirsek, hem autotune’lu Akım-Rapçiler, Hem Boom-Bap dinleyicileri hem DJ’ler rahatça özgür üretim sahibi olacaklar, daha açıkça söylersek, Kültürden kazanılan para devamlı ve daha geniş olacak.

PMC-EPİDEMİK-HİPHOPLİFEPRO-BASEMODE gibi Hip-Hop şirketlerinin tamamının, belli başlı isimler dışında dişe dokunabilir bir dinlenme sayısına ulaşamadığını görüyoruz. Öyle ki, 4-10bin arası dinlenmeler artık bu kanallar için oldukça normal zira amaçları seri üretim ile adeta bir “unkapanı” modeli kurmak.

Şimdi burada karşımıza iki soru çıkıyor, birincisi: Bu şirketler kalitesiz isimlerle çalıştıkları için mi dinlenmeleri bu kadar az ? ikincisi: yoksa bu isimlerin yaptığı müziğin ne yeraltında ne mainstream camiada bir karşılığı yok mı ? Bu iki sorunun cevabı hemen hemen aynı noktada, gelin cevaplayalım

Bu isimlerin kalitesiz olma ihtimali şunu doğuruyor, bir noktadan sonra “Türkçe Rap” tekrar bitecek, aynı Cartel sonrası dönem gibi, yani Türkçe Rap bir akımdır. Eğer bu müziğin alıcısı yoksa şuan popüler olan şey Rap değildir, Rapçilerin kendileridir. Yani bu rapçilerden piyasa doyduğu anda “Rap Akımı” bitecektir.

İşte şuan piyasaya hükmeden Hip-Hop şirketleri, gittikleri yolun çıkacağı noktayı “Poplaşmış Rap” olarak hayal etseler dahi, geldikleri yer “Pop Müzik” oldu. Yapılan müzik ile çok değil, 3 yıl önce yapılan müzik arasındaki uçurumvari fark artık kemik kitleyi kendine çekmiyor, ancak inşa edilen yapı mainstream kitle için oldukça uçucu, kalıcı olabilmekten uzak bir nokta. Burada bu şirketlerin yapması gereken, Poplaşma skalasında biraz daha tutucu bir noktaya kaymak, İşin içine hızlıca eklenen “Günlük Müzik” yerini biraz daha Hip-Hop’a biraz daha ruhu olan işlere bırakmak zorunda. Bırakmalıdır önermesinin artık bir etkisi olmayacağı için, “bırakmak zorunda”

Cenk Durlu

HipHop kültürü üzerine düşünüyor, araştırıyor, yazıyor ve Aynı zamanda Şehir ve Ritim Podcastini / Websitesini hazırlıyorum

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

Selam, paylaşmaya ne dersin?

Şehir ve Ritim, tamamiyle bağımsız bir girişim olarak hem Türkçe Rap hem de Hip-Hop kültürü üzerine eşsiz içerikler üreten bir site olarak gücünü okuyucusundan alıyor. Eğer okuduğunu beğendiysen paylaşarak gücümüze güç kat